0-18 yaş aralığındaki çocukların kendilerine bakmakla yükümlü kişi ya da kişiler tarafından, sağlıklarına zarar veren, fiziksel, duygusal, zihinsel ya da kişisel-sosyal gelişimlerini olumsuz derecede etkileyen tutum ve davranışlara maruz kalmalarına çocuk örselenmesi denir. İhmal ise çocuğun beslenme, bakılma, koruma gibi temel gereksinimlerinin aile tarafından yeterince karşılanmamasıdır. Çocuk istismarı genel olarak en çok 0-4 yaşlar arasında, kız ve erkeklerde eşit olarak görülmektedir. Çocuk istismarı tıbbi, psikolojik, sosyolojik ve hukuksal yönleriyle tüm toplumlarda ciddi bir sorun olarak görülmektedir. Çocuk istismarı sonuçları hem kısa hem de uzun süreli yaralanmaya, sakatlığa ve hatta ölüme neden olabilir. Bazı çocuklar bu durumun farkında olmayabilir.

  Çocuk istismarı çok yaygındır ve herhangi bir kültürel, etnik veya gelir grubunda ortaya çıkabilir. Çocuğa yönelik davranışlar ülke içinde veya ülkeler arasında farklı boyutlarda gözlenebilir. Çocuk istismarı çocuk için travmadır. Tekrarlanabilirliği ve tedavi edilmesinin zor olması nedeniyle ayrıca büyük önem taşır. Uzun dönemde fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlara neden olur. Çocuklara yönelik kötü muamelenin fiziksel, cinsel ve duygusal tipleri vardır.

  Fiziksel istismara uğrayan çocuklar genellikle içine kapanık, yumuşak başlı, uysal, iletişim kurmakta zorluk çeken, ailesinden korkan, ağrı ve korkuya tepkisiz bir çocuk olabileceği gibi aşırı hareketli, saldırgan ve etrafa zarar veren bir davranış sergileyebilir. İstismarın kaynağı genellikle anne, baba, öğretmen, bakıcı gibi çocuğa bakıp yetiştirmekle yükümlü kişilerdir. Nedeni de genellikle çocuğu terbiye etmek ya da öfke kontrolünü kaybetmektir. Fiziksel bulgular sebebiyle saptanması en kolay istismar türüdür. Vurma, yakma, itme, ısırma, dövme, cisimle dövme, tekmeleme, çimdikleme, boğmaya çalışma, madde dökme gibi davranışları içerir.

  Çocuğun sevilmemesi, ihtiyacı olan duygusal ilgi gösterilmemesi, sevgi ve bakımdan mahrum kalması duygusal ihmal olarak kabul edilmektedir. Duygusal istismar ise çocuğu reddetme, tehdit etme, inkâr etme, sorularını cevapsız bırakma, çocuğun iletişimini kısıtlama, haksız yere suçlama, reddetme, korkutma olarak kabul edilmektedir. Tek başına görülebilen bu istismar fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de görülebilir. Çocuğun ebeveyni tarafından çok fazla çevresindekilerle kıyaslanması ve çocuğun yeteneklerini aşan beklentileri olması, bunu da saldırgan söz ve davranışlarla ifade etmeleri de duygusal istismara dahildir. Sürekli eleştirilen, aşağılanan, sevgi ve ilgiye yeterince doyamayan çocuklar, kendine güveni olamayan, pasif kişilik özelliklerine sahip ve antisosyal davranışlarda bulunan birey olarak gelişebilmektedir. Duygusal istismar, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

  Çocukların cinsel sömürüye karşı korunmaması ve ilgisiz kalınması, cinsel gelişimine gereken önemin verilmemesi cinsel ihmal olarak ifade edilmektedir. Cinsel istismar ise çocuğun yaşça büyük bir kişi tarafından cinsel doyum için kullanılması ya da bir başkasının kullanmasına izin verilmesi, zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. Çocuğun yaşına uygun olmayan cinsel içerikli söz, görüntü ve davranışlarla karşılaştırılması da bu tanıma dahildir. Çocuğu örseleyen kişi çoğu kez çocuğun güvenini kazanabilen, tanıdığı bir kişi, hatta yakın akrabasıdır. Sessiz, içe kapanık, özgüveni iyi olmayan, ailesinden yeterli sevgi ve şefkat görmeyen çocuklar daha fazla risk altındadır. İstismara uğrayan çocuklarda parmak emme, tırnak yeme, idrar ve dışkı kaçırma gibi belirtilere sık rastlanır. Fobiler, korkular ve uyku bozuklukları görülür. Bulantı, kusma, karın ve baş ağrıları gibi yakınmaları olabilir. Yaşça büyük olan çocuklarda suçluluk hissi, panik atak ve depresyon görülebilir. Okulda ders ve davranış sorunları, suça eğilim ortaya çıkabilir. Kaygı, ayrılma kaygısı, okul reddi veya okul korkusu, çocukluk başlangıçlı sosyal fobi, depresyon gibi durumlar da istismar gören çocuklarda görülebilir.

  İhmal ve istismarda çeşitli risk faktörleri vardır. Aileye ait risk faktörlerinde; anne-babanın, özellikle anne yaşının küçük olması, anne babanın kendi geçmişlerinde istismar ve reddedilme deneyimleri olması ve istismar edilen kardeşe tanık olmaları, anne-babadan birinde veya her ikisinde özgün kişilik bozuklukları olması, çocuklarından yüksek beklentileri olan aileler, sosyo-ekonomik düzey düşüklüğü, evlilik ya da işle ilgili ciddi sorunu olan aileler, anne veya baba yoksunluğu, dürtü ve öfke kontrolü yetersizliği, eğitim eksikliği risk olarak görülür. Çocuklara ait risk faktörlerinde; istenmeyen çocuklar ya da istenmeyen cinsiyette çocuklar, zihinsel gerilik, kronik hastalık (serebral palsi gibi), sürekli bakım gerektiren çocuk, anneye bağımlılık, hiperaktivite, tehlikeli davranış sorunları, üvey çocuklar, sık ve uzun süre ağlayan çocuklar, erken doğum ya da tedavi amacıyla uzun süre hastanede kalmış olma (anne-çocuk bağlanmasının oluşmaması), engelli çocuklar risk olarak görülür.

  Çocuğun istismara uğrandığının düşünüldüğü durumlarda en yakın sağlık merkezine başvurulmalı ve çocuğun ruhsal sağlığı için ise mutlaka bir uzmanla görüşülmelidir.

error: Kopyalamaya Karşı Korumalıdır. Yazıların tamamı Psk. Yiğit Daimselamet tarafından hazırlanmaktadır ve izinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır.
Whatsapp
Whatsapp iletişim.
Powered by